Haziran 11, 2008
Tiyatro Bölümü
Yorum Yok

Kişilerin,olay ve âdetlerin gülünç,eglendirici,yönlerini göstermek amaciyla ders vermeyi ve hoşça vakit geçirtmeyi hedef edinen tiyatro çeşididir.
Dalkavukluk (çıkar sağlamak için birine aşırı saygı gösteren kimse), korkaklık, cimrilik, dalgınlık, ukalalık gibi insanlar için birer kusur olan huy ve alışkanlıklar dev aynasında büyütülerek ve abartılarak seyirciyi güldürecek tarzda sahneye konulur. Bu kusurlar derece derece pek çok insanda bulunduğundan bir bakıma seyirciyi kendi kendine güldürmüş olur. Böylece seyirciye ince bir ders vermek istenir. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…
Haziran 11, 2008
Tiyatro Bölümü
Yorum Yok

18. yüzyılın Avrupa tiyatrosuna getirdiği en büyük yenilik, yükselmeye başlayan orta sınıf için üretilen burjuva oyunlarıydı.
Bu türün öncülüğünü Fransa’da Diderot, Almanya’da da Lessing yaptı. Orta sınıf tiyatrosu, ahlakçılığıyla Rönesans öncesi dinsel tiyatroyu andırıyor, ama konularını aile yaşamından alması ve duygusallığı ile daha modern bir ruh halini yansıtıyordu. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…
Haziran 11, 2008
Tiyatro Bölümü
Yorum Yok

Bu sözcük yunanca tragoidia’dan gelir; tragos (keçi) ve oidie (türkü) sözcüklerinin birleşmesiyle “keçilerin türküsü” anlamına kullanılır. Dionysos şenliklerinde koro, tanrının ona bağlı kölelerini simgeliyordu. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…
Haziran 11, 2008
Tiyatro Bölümü
Yorum Yok

Rönesans Almanya’ya geç geldi.Gerçek tiyatronun gelişiyse daha geç oldu.On sekizinci yüzyıla kadar iyi kumpanyalar yoktu.1767′den önce doğru dürüst bir tiyatro da yoktu.Alman oyun yazarlığının gelişmesi için Lessing(1729-1781),Goethe(1749-1832),Schiller(1759-1805) gibi yazarları beklemek gerekti. Almanya’nın tiyatroda böylesine geri kalmasının nedeni, bir ulus niteliği kazanamamış olmasında aranabilir.Küçük dükalıklar,ufak ufak prenslikler,bağımsız kentler,1870′de Bismarc Almanya’yı birleştirmeden önce,bu memleketin Paris,Londra,ya da Madrid gibi bir başkenti,bir kültür merkezi yoktu.Avusturya’nın başkenti Viyana düşman kenti sayılıyordu;üstelik oradaki sahnelerde de on sekizinci yüzyıl sonuna kadar daha çok operalar,şarkılı halk komedileri oynanmıştı.Gene de ayrı ayrı prensliklerde,ayrı ayrı kentlerde gelişen zengin,özellikleri belirmiş bir Alman kültürü vardı. Leipzig, Hamburg, Mannheim, Frankfurt, Münih, Weimar, Berlin ayrı ayrı birer küçük kültür merkeziydiler. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…
Haziran 11, 2008
Tiyatro Bölümü
Yorum Yok

Makalede Aristo’nun, rönesanstan beri Batı felsefesinin ve edebi eleştirinin sıklıkla konusu olan “tragedya katarsis üretir” iddiasının altında yatan tartışmalar ayrıntılı bir şekilde incelenerek “katarsis”le ilgili farklı yaklaşımlar masaya yatırılmaktadır. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…