Süreyya Operası Yeniden Doğuyor

Opera ve Bale Bölümü Yorum Yok

Eski milletvekili Süreyya İlmen’in Avrupa’daki opera salonlarından etkilenerek 1924 yılında yaptırdığı ama hep sinema olarak kullanılan bina, 80 yıl aradan sonra eski kimliği ile perdelerini açacak.

Süreyya Operası, 27 Ekim akşamı Ahmet Adnan Saygun’un ‘Yunus Emre Oratoryosu’ ile hizmete girecek, eser ikinci gün de izleyiciler için tekrarlanacak. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…

“Mevlana Oratoryosu” ile perde açacak

Opera ve Bale Bölümü Yorum Yok

Ankara Devlet Opera ve Balesi 2007-2008 sanat sezonunda perdelerini Dünya Prömiyeri yapılacak “Mevlana Oratoryosu” ile açacak.
UNESCO’nun 2007 yılını “Dünya Mevlana Yılı” ilan etmesi ve Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin doğumunun 800. yılı nedeniyle Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahneye konan “Mevlana Oratoryosu” 29 Eylül Cumartesi Günü saat 20.00′de izleyicisinin karşısına çıkacak. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…

Operanın Tarihçesi

Opera ve Bale Bölümü Yorum Yok

Opera sanatının anayurdu İtalya’dır. Rönesans’ın başlıca merkezlerinden biri olan Floransa, çağımız müzikli sahne eserlerinin de beşiği sayılır. Incelemelerden, opera fikrinin bu şehirdeki bazı müzikçi ve şairlerin birleşerek eski Yunan oyunlarına benzer eserler yazmak istemelerinden doğduğu anlaşılıyor. Örnek olarak “Yunan Trajedisi” alınınca eşlik edecek müziğin nasıl olacağı problemi tartışmalara yol açmış, mısraları Renuccini tarafından yazılan ve Peri tarafından 1594 de bestelenen “Dafne” adlı ilk opera sanat çevrelerinde büyük heyecan uyandırmıştı. Böyle bir verimde, sarayını operanın ilk yaratıcılarına açıp onları destekleyen sanatsever Vernio Kontu Giovanni Bardi’nin rolü ve hizmeti büyüktür. Peri 1600 yılında “Euridice” adlı bir opera daha yazmıştır. Her iki verimi de basit şarkılarla donanmış ilkel opera örnekleridir. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…

Balede Koreograf Ve Notasyon

Opera ve Bale Bölümü Yorum Yok

Bilindigi gibi, balenin birincil görevi ya bir öykü anlatmak, bir bakis açisini ortaya koymak ya da bir duyguyu veya ruhsal durumu ifade etmektir. Bu faktörlerden bir kaçinin veya tamaminin bir bilesimi de söz konusu olabilir. Geleneksel bir bale eserinde öykü, belirlenmis sonuna dogru gelisirken bir noktada balenin dramatik ‘developmani’na (gelisimine) hiç bir sekilde katkisi olmayan bir veya bir dizi dans tarafindan geciktirilebilir. ‘Coppelia’ ve ‘Findikkiran’ ile ‘Uyuyan Güzel’in son sahneleri de bu tür ‘divertisman’ veya ‘diversiyon’lari içermektedir. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…

Fransız Balesi

Opera ve Bale Bölümü Yorum Yok

Bale, Rönesans saray gösterilerinden ve bunları izleyen Fransız ballet de cour’undan gelişti. Genellikle ilkçağ teması üzerinde müzik eşliğinde şiir okuma, dans, mim, ve şarkıyı çok zengin dekor ve giysilerle birleştiren bu oyunları kral ailesi üyeleri ve soylular sarayda kendileri oynarlardı. 17. yüzyılda görülen gerileme yıllarının ardından dansa çok meraklı olan Fransa kralı XVI. Louis (1638-1715), “dansı yeniden kusursuzluğa kavuşturmak” amacıyla 1661′de Kraliyet Dans Akademisi’ni kurdu. Aynı yıl, dansların perde aralarına serpiştirildiği, sözleri Moliére’in, müziği Jean Baptiste Lully’nin olan ilk comédie-ballet sunuldu. Bu olay Lully’nin opera-ballet’ler yazmasına ve bunlar için gerekli profesyonel dansçıları eğitmek amacıyla Kraliyet Müzik Akademisi’ne (ya da Opera) bağlı bir okul kurulmasına yol açtı. Önceleri bu yeni profesyonel dansçılar soyluların duruş ve davranış biçimlerini taklit etmek üzere eğitiliyorlardı. Lully’nin ve bale ustası Pierre Beauchamps’ın yönlendirmesiyle giderek bir gösteri sanatına dönüştü. Konunun Devamını Görebilmek için Tıklayınız…

« Önceki Sayfa